Gül Osmanlı geleneğinde önemli bir yere sahipti ...

Kuruluş günlerinden itibaren Osmanlı Devleti topraklarında gül tanınmış ve kullanılmıştır. Anadolu’da 13ncü yy.da Nusaybin’de üretilen gül suları ün kazanmıştı ve değerli bir ticaret ürünü idi. Osmanlı da zaman içinde güllerin yetiştirilmesi ve damıtılması konularında büyük tecrübe sahibi oldu ve gül sanayini geliştirdi. Yazılı belgeler Osmanlı Devleti’nin gül üretme ve işleme merkezinin Çermen Sancağı’ndaki Edirme’nin Kazanlık ve Zağra nahiyeleri olduğunu belirtir. Bu yörede gülcülük çok ilerlemişti ve en kaliteli gül suyu ile gül yağı bu bölgede üretilmekteydi.

Bulgaristan’ın ünlü gül yağı tesislerinin kurucusu P.İ.Orozoff, gül yetiştiriciliğinin ve gül yağı elde etme tekniğinin “17nci yy sonlarında bir Türk tüccarı tarafından Bulgaristan’a getirildiğini” yazar. 1360lardan 1908 yılına kadar 500 yıl boyunca Osmanlı idaresi altında gelişen bu topraklar, Bulgaristan’ın egemenliğini ilan etmesi ile Osmanlı’dan koptu. Gül üreticisi binlerce Müslüman yöre halkı, Bulgar egemenliğinden kaçarken, seneler süren tecrübeleri ile birlikte gül fidanlarını da Anadolu’ya taşıdılar.

History Of Rose WaterOsmanlılar özellikle kokulu güllere önem vermişti. Güzel kokusu ve ferahlatıcı etkisi yanı sıra gül ürünleri hekimlerin reçetelerinde ve hanımların güzellik malzemeleri arasında sıklıkla yer alırdı. Hz. Muhammed’in simgesi olarak kabul edilmesi gülün önemini daha da artırmış, camiler gül suyu ile yıkanmış, Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı ibadete açmadan önce gül suyu ile temizletmişti. Gül suyu ve gül yağının Kabe’ye giden hediyelerin başında yer alması ve gül suyu ikramının mevlitlerin vazgeçilmez ritüeli olması da Osmanlı’nın güle verdiği öneme dair örneklerdir. Misafirlere gül suyu ikramı, en fakir evden büyük devlet dairelerine kadar toplumun her kesiminde adet olmuştu. Kırk kişilik hizmetliler grubu tarafından kahve yanında buhur ve gül suyu ikramı da görkemli Osmanlı teşrifatının usullerindendi.


Sosyal medyada paylaş